وِفْقًا لِمُعْتَقَدٍ قَدِيمٍ، تَجْلِبُ الْقِطَطُ السَّوْدَاءُ الشُّؤْمَ.
Eski bir inanışa göre, kara kediler nuhuset getirir.
وِفْقًا لِمُعْتَقَدٍ قَدِيمٍ، تَجْلِبُ الْقِطَطُ السَّوْدَاءُ الشُّؤْمَ.
Eski bir inanışa göre, kara kediler nuhuset getirir.
يَعْتَبِرُ بَعْضُ النَّاسِ الرَّقْمَ 13 نَحْسًا.
Bazı insanlar 13 sayısını nuhuset olarak kabul ederler.
كَانَ هَذَا الْحَدَثُ بِمَثَابَةِ فَأْلٍ سَيِّئٍ لِصُعُوبَاتٍ مُسْتَقْبَلِيَّةٍ.
Bu olay, gelecekteki zorlukların bir nuhuseti gibiydi.