nurlanmak

أُحَاوِلُ أَنْ أَجْعَلَ رُوحِي تَسْتَنِيرُ مِنْ خِلَالِ التَّأَمُّلِ كُلَّ يَوْمٍ.

Meditasyon yaparak ruhumun nurlanmasını sağlamaya çalışıyorum her gün.

أَضَاءَ وَجْهُهُ مِنَ الْفَرَحِ، وَكَأَنَّهُ نَسِيَ كُلَّ هُمُومِهِ فِي تِلْكَ اللَّحْظَةِ.

Yüzü sevinçten nurlanmıştı, sanki tüm dertleri unutmuştu o anda.

تَوَهَّجَتْ عَيْنَاهُ بِأَمَلٍ جَدِيدٍ، وَكَانَ يَنْظُرُ إِلَى الْمُسْتَقْبَلِ بِثِقَةٍ أَكْبَرَ.

Gözleri, yeni bir umutla nurlanmıştı, geleceğe daha güvenle bakıyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler