obsesyon

هَوَسُهُ الأَكْبَرُ هُوَ الكَمَالِيَّةُ.

Onun en büyük obsesyonu, mükemmeliyetçilik.

وَسْوَاس — وَسَاوِس

الوَسَاوِسُ يُمْكِنُ أَنْ تَجْعَلَ حَيَاةَ الشَّخْصِ صَعْبَةً.

Obsesyonlar, kişinin hayatını zorlaştırabilir.

أَصْبَحَ هَذَا المَوْضُوعُ اسْتِحْوَاذًا بِالنِّسْبَةِ لَهُ.

Bu konu, onun için bir obsesyon haline geldi.

İlişkili Kelimeler