olağanüstü

كَانَ الطَّقْسُ فِي الْمَدِينَةِ هَذَا الشِّتَاءَ اسْتِثْنَائِيًّا، فَقَدْ نَزَلَ الثَّلْجُ مَرَّتَيْنِ فِي أُسْبُوعٍ.

Bu kış şehirde hava olağanüstüydü, bir haftada iki kez kar yağdı.

كَانَ هُنَاكَ مَنْظَرٌ غَيْرُ عَادِيٍّ فِي السَّمَاءِ اللَّيْلَةَ الْمَاضِيَةَ، بَدَتِ النُّجُومُ أَكْثَرَ إِشْرَاقًا.

Dün gece gökyüzünde olağanüstü bir manzara vardı, yıldızlar sanki daha parlaktı.

إِنَّهُ يَتَمَتَّعُ بِمَوْهِبَةٍ خَارِقَةٍ، وَنَجَاحُهُ فِي المُوسِيقَى يُؤَثِّرُ عَلَى الجَمِيعِ.

O, olağanüstü bir yeteneğe sahip, müzikteki başarısı herkesi etkiliyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler