omuzlamak

حَمَلَ الْعُمَّالُ الطُّوبَ عَلَى أَكْتَافِهِمْ وَنَقَلُوهُ إِلَى مَوْقِعِ الْبِنَاءِ.

İşçiler, tuğlaları omuzlayarak inşaat alanına taşıdılar.

دَعَمَ صَدِيقَهُ الْمُصَابَ بِكَتِفِهِ وَنَقَلَهُ إِلَى مَكَانٍ آمِنٍ.

Yaralı arkadaşını omuzlayarak güvenli bir yere götürdü.

اضْطُرَّ الشَّابُّ إِلَى تَحَمُّلِ مَسْؤُولِيَّةِ إِعَالَةِ أُسْرَتِهِ.

Genç adam, ailesinin geçimini omuzlamak zorunda kaldı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler