omuzlu

كَانَ رَجُلٌ عَرِيضُ الْكَتِفَيْنِ يَلْفِتُ الْأَنْظَارَ فِي الْحَشْدِ.

Omuzlu bir adam, kalabalığın içinde dikkat çekiyordu.

الْفَسَاتِينُ ذَاتُ الْأَكْتَافِ تُنَاسِبُ بَعْضَ النِّسَاءِ بِشَكْلٍ جَيِّدٍ لِلْغَايَةِ.

Omuzlu elbiseler, bazı kadınlara çok yakışır.

هَذِهِ السُّتْرَةُ وَاسِعَةُ الْأَكْتَافِ تُنَاسِبُهُ تَمَامًا.

Bu omuzlu ceket, ona çok yakıştı.

İlişkili Kelimeler