يُعْرَفُ بِأَنَّهُ شَخْصٌ صَادِقٌ وَشَرِيفٌ، لِذَلِكَ يَثِقُ بِهِ الْجَمِيعُ.
O, dürüst ve onurlu bir insan olarak tanınır, bu yüzden herkes ona güvenir.
يُعْرَفُ بِأَنَّهُ شَخْصٌ صَادِقٌ وَشَرِيفٌ، لِذَلِكَ يَثِقُ بِهِ الْجَمِيعُ.
O, dürüst ve onurlu bir insan olarak tanınır, bu yüzden herkes ona güvenir.
هِيَ امْرَأَةٌ عَزِيزَةُ النَّفْسِ لَا تَطْلُبُ الْمُسَاعَدَةَ بِسُهُولَةٍ.
O, kolay kolay yardım istemeyen onurlu bir kadın.
الْقَائِدُ النَّبِيلُ يُفَكِّرُ دَائِمًا فِي مَصَالِحِ شَعْبِهِ وَيَعْمَلُ مِنْ أَجْلِ رَفَاهِيَتِهِمْ.
Onurlu bir lider, her zaman halkının çıkarlarını düşünür ve onların iyiliği için çalışır.
رَافِع الرَّأْس، مَرْفُوع الهَامَة، مُكَرَّم، مَوْفُور الكَرَامَة، أَبِيّ