ortaya atmak

طَرَحَ الْأُسْتَاذُ فِكْرَةً مُثِيرَةً لِلِاهْتِمَامِ فِي الدَّرْسِ وَبَدَأَ النِّقَاشُ.

Profesör, derste ilginç bir fikir ortaya attı ve tartışma başlattı.

اقْتَرَحْتُ طَرِيقَةَ حَلٍّ جَدِيدَةً فِي الِاجْتِمَاعِ وَأَيَّدَهَا الْجَمِيعُ.

Toplantıda yeni bir çözüm yolu ortaya attım ve herkes destekledi.

أَثَارَ الصَّحَفِيُّ سُؤَالاً مُهِمّاً فِي مَقَالَتِهِ وَأَبْلَغَ الْجُمْهُورَ.

Gazeteci, makalesinde önemli bir soru ortaya attı ve kamuoyunu bilgilendirdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler