كانَ رَجُلٌ ثَلاثِينِيٌّ يَجْلِسُ وَحِيدًا في الحَدِيقَةِ.
Otuzlu yaşlardaki bir adam parkta yalnız başına oturuyordu.
كانَ رَجُلٌ ثَلاثِينِيٌّ يَجْلِسُ وَحِيدًا في الحَدِيقَةِ.
Otuzlu yaşlardaki bir adam parkta yalnız başına oturuyordu.
شَهِدَتِ الشَّرِكَةُ نُمُوًّا كَبِيرًا في الثَّلاثِينَاتِ.
Şirket, otuzlu yıllarda büyük bir büyüme kaydetti.