oyun yapmak

حَاوَلَ خِدَاعَ النَّاسِ عَنْ طَرِيقِ الِاحْتِيَالِ فِي الْكَازِينُو.

Kumarhanede oyun yaparak insanları dolandırmaya çalıştı.

اسْتَخْدَمَ السِّيَاسِيُّ الْخِدَاعَ لِاسْتِغْلَالِ الْجُمْهُورِ لِتَحْقِيقِ مَصَالِحِهِ الْخَاصَّةِ.

Politikacı, halkı oyun yaparak kendi çıkarları için kullandı.

İlişkili Kelimeler