pürneşe

كَانَ الْأَطْفَالُ يَرْكُضُونَ فِي الْحَدِيقَةِ بِطَرِيقَةٍ مُبْتَهِجَةٍ.

Çocuklar, parkta pürneşe bir şekilde koşuşturuyorlardı.

أُقِيمَ حَفْلُ الزِّفَافِ فِي جَوٍّ مَلِيءٍ بِالْبَهْجَةِ.

Düğün töreni pürneşe bir atmosferde gerçekleşti.

أَصْبَحَ سَعِيدًا جِدًّا عِنْدَمَا فَتَحَ هَدِيَّتَهُ.

Hediyesini açınca pürneşe oldu.

İlişkili Kelimeler