أَغْلَقْتُ سَتَائِرَ النَّوَافِذِ لِأَنَّ الشَّمْسَ كَانَتْ سَاطِعَةً جِدًّا.
Güneş çok parlak olduğu için panjurları kapattım.
أَغْلَقْتُ سَتَائِرَ النَّوَافِذِ لِأَنَّ الشَّمْسَ كَانَتْ سَاطِعَةً جِدًّا.
Güneş çok parlak olduğu için panjurları kapattım.
عَادَةً مَا تُوجَدُ مَصَارِيعُ خَشَبِيَّةٌ عَلَى نَوَافِذِ الْمَنَازِلِ الْقَدِيمَةِ.
Eski evlerin pencerelerinde genellikle ahşap panjurlar bulunur.