اِرْتَدَى العَرِيسُ بَدْلَةً سَوْدَاءَ وَرَبْطَةَ عُنُقٍ فَرَاشَةٍ بَيْضَاءَ.
Damat, siyah bir takım elbise ve beyaz bir papyon giymişti.
اِرْتَدَى العَرِيسُ بَدْلَةً سَوْدَاءَ وَرَبْطَةَ عُنُقٍ فَرَاشَةٍ بَيْضَاءَ.
Damat, siyah bir takım elbise ve beyaz bir papyon giymişti.
عَادَةً مَا يَرْتَدِي النَّادِلُونَ فِيُونْكَةَ عُنُقٍ.
Garsonlar genellikle papyon takarlar.
عُقْدَة الفَرَاشَة