أَعَدَّتْ أُمِّي طَبَقَ أَرُزٍّ لَذِيذٍ لِلْعَشَاءِ.
Annem akşam yemeği için nefis bir pirinç pilavı pişirdi.
أَعَدَّتْ أُمِّي طَبَقَ أَرُزٍّ لَذِيذٍ لِلْعَشَاءِ.
Annem akşam yemeği için nefis bir pirinç pilavı pişirdi.
كَانَ مِقْبَضُ الْبَابِ مَصْنُوعًا مِنَ النُّحَاسِ الْأَصْفَرِ وَكَانَ لَامِعًا جِدًّا.
Kapının tokmağı pirinçten yapılmıştı ve çok parlaktı.