rakipsiz

يُعْتَبَرُ قَائِدًا لَا مَثِيلَ لَهُ فِي السُّوقِ.

O, piyasadaki rakipsiz bir lider olarak kabul ediliyor.

أُسْلُوبُ هَذَا الْفَنَّانِ فَرِيدٌ مِنْ نَوْعِهِ، إِنَّهُ خَاصٌّ بِهِ تَمَامًا.

Bu sanatçının tarzı rakipsiz, tamamen kendine özgü.

كَانَ الْمَنْظَرُ بِجَمَالٍ لَا يُضَاهَى، وَكَانَ مِنَ الصَّعْبِ وَصْفُهُ بِالْكَلِمَاتِ.

Manzara rakipsiz güzellikteydi, kelimelerle anlatmak zordu.

İlişkili Kelimeler