سِلْسِلَةُ الْأَحْدَاثِ هَذِهِ لَمْ تَكُنْ عَشْوَائِيَّةً، بَلْ حَدَثَتْ بِطَرِيقَةٍ مُخَطَّطَةٍ.
Bu olaylar silsilesi rastlantısal değil, planlı bir şekilde gerçekleşti.
سِلْسِلَةُ الْأَحْدَاثِ هَذِهِ لَمْ تَكُنْ عَشْوَائِيَّةً، بَلْ حَدَثَتْ بِطَرِيقَةٍ مُخَطَّطَةٍ.
Bu olaylar silsilesi rastlantısal değil, planlı bir şekilde gerçekleşti.
كَانَ لِقَاؤُنَا هُنَاكَ أَمْرًا صُدَفِيًّا.
Orada buluşmamız rastlantısaldı.
هَذِهِ النَّتَائِجُ لَيْسَتْ اتِّفَاقِيَّةً، بَلْ هِيَ نِتَاجُ أَبْحَاثٍ عِلْمِيَّةٍ.
Bu sonuçlar rastlantısal değil, bilimsel araştırmaların bir ürünüdür.
عَرَضِيّ