تَفَتَّحَتِ الزُّهُورُ الْمُلَوَّنَةُ فِي الْحَدِيقَةِ وَجَعَلَتْ كُلَّ مَكَانٍ أَجْمَلَ.
Bahçedeki çiçekler rengârenk açmış, her yeri güzelleştirmişti.
تَفَتَّحَتِ الزُّهُورُ الْمُلَوَّنَةُ فِي الْحَدِيقَةِ وَجَعَلَتْ كُلَّ مَكَانٍ أَجْمَلَ.
Bahçedeki çiçekler rengârenk açmış, her yeri güzelleştirmişti.
بَدَا الْأَطْفَالُ سُعَدَاءَ لِلْغَايَةِ وَهُمْ يَلْعَبُونَ بِالُونَاتٍ زَاهِيَةَ الْأَلْوَانِ.
Çocuklar rengârenk balonlarla oynarken çok mutlu görünüyorlardı.
شَكَّلَتِ الْمِظَلَّاتُ فِي السُّوقِ مَنْظَرًا مُتَعَدِّدَ الْأَلْوَانِ.
Pazardaki şemsiyeler rengârenk bir görüntü oluşturuyordu.