تَحَرَّكَتِ المَحْكَمَةُ تِلْقَائِيًّا وَبَدَأَتِ التَّحْقِيقَ.
Mahkeme, resen harekete geçerek soruşturma başlattı.
تَحَرَّكَتِ المَحْكَمَةُ تِلْقَائِيًّا وَبَدَأَتِ التَّحْقِيقَ.
Mahkeme, resen harekete geçerek soruşturma başlattı.
لَدَيْكَ سُلْطَةُ اتِّخَاذِ قَرَارٍ بِشَأْنِ هَذَا الْأَمْرِ مِنْ تِلْقَاءِ نَفْسِكَ.
Bu konuda resen karar verme yetkisine sahipsiniz.
حَلَّ الْمُدِيرُ الْوَضْعَ بِمُبَادَرَةٍ شَخْصِيَّةٍ.
Müdür, resen inisiyatif alarak durumu çözdü.