احْتَفَلَ الْفَنَّانُ بِمَسِيرَتِهِ الْمِهْنِيَّةِ بِمَعْرِضٍ اسْتِعَادِيٍّ.
Sanatçı, retrospektif bir sergiyle kariyerini kutladı.
احْتَفَلَ الْفَنَّانُ بِمَسِيرَتِهِ الْمِهْنِيَّةِ بِمَعْرِضٍ اسْتِعَادِيٍّ.
Sanatçı, retrospektif bir sergiyle kariyerini kutladı.
بِنَظْرَةٍ رَجْعِيَّةٍ، يُمْكِنُنَا رُؤْيَةُ أَخْطَائِنَا فِي الْمَاضِي.
Retrospektif bir bakışla, geçmişteki hatalarımızı görebiliriz.