بَرِيق — بَرَائِق
تُضْفِي أَضْوَاءُ الْمَدِينَةِ بَرِيقًا خَاصًّا عَلَى اللَّيْلِ.
Şehrin ışıkları geceye ayrı bir revnak katıyor.
تُضْفِي أَضْوَاءُ الْمَدِينَةِ بَرِيقًا خَاصًّا عَلَى اللَّيْلِ.
Şehrin ışıkları geceye ayrı bir revnak katıyor.
كَانَ لَمَعَانُ الْأَثَاثِ الْمَصْقُولِ حَدِيثًا مُبْهِرًا.
Yeni cilalanmış mobilyaların revnakı göz kamaştırıyordu.
جَلَبَ الْمِهْرَجَانُ رَوْنَقًا كَبِيرًا لِلْمَدِينَةِ.
Festival, şehre büyük bir revnak getirdi.