اتَّفَقْنَا عَلَى اللِّقَاءِ غَدًا بَعْدَ الظُّهْرِ، آمُلُ أَنْ يَكُونَ الطَّقْسُ جَمِيلاً.
Yarın öğleden sonra buluşmak için sözleştik, umarım hava güzel olur.
اتَّفَقْنَا عَلَى اللِّقَاءِ غَدًا بَعْدَ الظُّهْرِ، آمُلُ أَنْ يَكُونَ الطَّقْسُ جَمِيلاً.
Yarın öğleden sonra buluşmak için sözleştik, umarım hava güzel olur.
وَاعَدْتُ صَدِيقِي لِلذَّهَابِ إِلَى السِّينِمَا، أَنَا مُتَحَمِّسٌ جِدّاً.
Arkadaşımla sinemaya gitmek için sözleştik, çok heyecanlıyım.
اتَّفَقَتِ الشَّرِكَتَانِ عَلَى مَشْرُوعٍ مُشْتَرَكٍ وَسَوْفَ تَتَعَاوَنَانِ.
İki şirket, ortak bir proje için sözleşti ve işbirliği yapacaklar.
ضَرَبَ مَوْعِدًا، تَعَاهَدَ