sümen

وَضَعَ الْمُدِيرُ الْأَوْرَاقَ الْمُهِمَّةَ بَيْنَ طَيَّاتِ حَامِلِ الْأَوْرَاقِ الْخَاصِّ بِهِ وَحَفِظَهَا بِأَمَانٍ.

Müdür, önemli evrakları sümeninin arasına koyarak güvenli bir şekilde sakladı.

أَهْدَى وَالِدِي حَافِظَةً جِلْدِيَّةً أَنِيقَةً عِنْدَمَا بَدَأَ وَظِيفَتَهُ الْجَدِيدَةَ.

Babam, yeni işe başladığında kendisine şık bir sümen hediye etti.

İlişkili Kelimeler