sürü

قَطِيع — قُطْعَان

كُلَّ صَبَاحٍ يُخْرِجُ الرَّاعِي قَطِيعَهُ مِنَ الْقَرْيَةِ وَيَأْخُذُهُ إِلَى الْجَبَلِ لِيَأْكُلَ الْعُشْبَ.

Çoban her sabah sürüsünü köyden çıkarır ve otlasın diye dağa götürür.

بَدَتْ مَجْمُوعَةُ الطُّيُورِ الَّتِي تُحَلِّقُ فِي السَّمَاءِ جَمِيلَةً جِدًّا.

Gökyüzünde uçan kuş sürüsü çok güzel görünüyordu.

حَشْد — حُشُود

خَرَجَ حَشْدٌ كَبِيرٌ مِنَ النَّاسِ مِنَ الاِسْتَادِ بَعْدَ الْمُبَارَاةِ.

Maçtan sonra stadyumdan büyük bir insan sürüsü çıktı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler