كَانَ الطِّفْلُ يَلْعَبُ بِرَشِّ الْمَاءِ حَوْلَهُ، وَحَذَّرَتْهُ وَالِدَتُهُ.
Çocuk elindeki suyu etrafa sıçratarak oynuyordu, annesi onu uyardı.
كَانَ الطِّفْلُ يَلْعَبُ بِرَشِّ الْمَاءِ حَوْلَهُ، وَحَذَّرَتْهُ وَالِدَتُهُ.
Çocuk elindeki suyu etrafa sıçratarak oynuyordu, annesi onu uyardı.