sıkkın

أَشْعُرُ الْيَوْمَ بِضَجَرٍ شَدِيدٍ، لَا أُرِيدُ الْخُرُوجَ.

Bugün çok sıkkın hissediyorum, dışarı çıkmak istemiyorum.

بَدَأَ يَشْعُرُ بِالْمَلَلِ بَعْدَ الْبَقَاءِ فِي الْمَنْزِلِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Uzun süre evde kalınca sıkkın olmaya başladı.

أَنَا مُتَضَايِقٌ قَلِيلًا لِأَنَّ الطَّقْسَ غَائِمٌ.

Hava kapalı olduğu için biraz sıkkınım.

İlişkili Kelimeler