sımsıcak

لَا يُوجَدُ شَيْءٌ مِثْلُ شُرْبِ شَايٍ دَافِئٍ جِدّاً بِجَانِبِ الْمَوْقِدِ.

Sobanın yanında sımsıcak bir çay içmek gibisi yok.

فِي فَصْلِ الصَّيْفِ، يَكُونُ الطَّقْسُ حَارّاً جِدّاً.

Yaz aylarında hava sımsıcak oluyor.

ابْتِسَامَتُهُ الْحَمِيمَةُ جِدّاً أَدْفَأَتْنِي مِنَ الدَّاخِلِ.

Onun sımsıcak gülümsemesi içimi ısıttı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler