sırık

عَمُود — أَعْمِدَة

تُزْرَعُ الطَّمَاطِمُ فِي الْحَدِيقَةِ عَنْ طَرِيقِ رَبْطِهَا بِالْأَعْمِدَةِ.

Bahçedeki domatesler sırıklara bağlanarak büyütülüyor.

نَجَحَ الرِّيَاضِيُّ فِي مُسَابَقَةِ الْقَفْزِ الْعَالِي بِالْعَصَا الطَّوِيلَةِ.

Atlet sırıkla yüksek atlama yarışmasında başarılı oldu.

هُنَاكَ حَاجَةٌ إِلَى أَرْبَعَةِ قُضْبَانٍ لِإِقَامَةِ الْخَيْمَةِ.

Çadırı kurmak için dört tane sırık gerekiyor.

Ayrıca: وَتَد

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler