sırtlamak

عِنْدَمَا كُنْتُ صَغِيرًا، كَانَ أَبِي يَحْمِلُنِي عَلَى ظَهْرِهِ فِي الْجِبَالِ.

Babam beni küçükken dağlarda sırtlardı.

لَقَدْ تَكَفَّلَ بِعِبْءِ المَشْرُوعِ بِأَكْمَلِهِ.

O, tüm projenin yükünü sırtladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler