sıvanmak

اضْطُرَّتِ الجُدْرَانُ إِلَى التَّطْيِينِ بِالطِّينِ بَعْدَ المَطَرِ.

Duvarlar, yağmurdan sonra çamurla sıvanmak zorunda kaldı.

قَدْ تَضْطَرُّ جُدْرَانُ المَنَازِلِ القَدِيمَةِ إِلَى التَّلَيُّسِ مِنْ تِلْقَاءِ نَفْسِهَا بِمُرُورِ الوَقْتِ.

Eski evlerin duvarları zamanla kendiliğinden sıvanmak zorunda kalabiliyor.

كَانَ الشَّابُّ يَتُوقُ إِلَى الِانْخِرَاطِ فِي وَظِيفَةٍ جَدِيدَةٍ.

Genç adam, yeni bir işe sıvanmak için sabırsızlanıyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler