sahnelemek

أَعْلَنَ الْمُخْرِجُ أَنَّهُ يُرِيدُ إِخْرَاجَ هَذِهِ الْمَسْرَحِيَّةِ الْكلَاسِيكِيَّةِ بِتَفْسِيرٍ حَدِيثٍ.

Yönetmen, bu klasik oyunu modern bir yorumla sahnelemek istediğini açıkladı.

تَسْتَعِدُّ الْفِرْقَةُ الْمَسْرَحِيَّةُ لِعَرْضِ مَسْرَحِيَّاتٍ مِنْ أَنْوَاعٍ مُخْتَلِفَةٍ لِلْمَوْسِمِ الْجَدِيدِ.

Tiyatro topluluğu, yeni sezon için farklı türlerde oyunlar sahnelemek üzere hazırlık yapıyor.

أَجْرَى الْمُمَثِّلُونَ بُرُوفَاتٍ لِأَسَابِيعَ لِتَمْثِيلِ الْعَمَلِ بِأَفْضَلِ طَرِيقَةٍ مُمْكِنَةٍ.

Oyuncular, eseri en iyi şekilde sahnelemek için haftalarca prova yaptılar.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler