sanatkâr

إِنَّهُ حِرَفِيٌّ مَوْهُوبٌ يُحَافِظُ عَلَى الْحِرَفِ الْيَدَوِيَّةِ التَّقْلِيدِيَّةِ.

O, geleneksel el sanatlarını yaşatan yetenekli bir sanatkârdır.

يَعْكِسُ الْفَنَّانُ مَشَاعِرَهُ وَأَفْكَارَهُ فِي أَعْمَالِهِ.

Sanatkâr, eserlerinde kendi duygularını ve düşüncelerini yansıtır.

صُنِعَتْ هَذِهِ الْأَثَاثَاتُ عَلَى يَدِ صَانِعٍ مَاهِرٍ مُتَخَصِّصٍ فِي عَمَلِهِ.

Bu mobilyalar, işinde uzman bir sanatkâr tarafından yapılmıştır.

İlişkili Kelimeler