saplantı

هَوَسُهَا بِالنَّظَافَةِ يُتْعِبُنِي أَحْيَانًا، فَهِيَ تُنَظِّفُ بِاسْتِمْرَارٍ.

Onun temizlik saplantısı bazen beni çok yoruyor, sürekli temizlik yapıyor.

وَسْوَاس — وَسَاوِس

أَصْبَحَ الْهَوَسُ بِهَذَا الْمَوْضُوعِ نَوْعًا مِنَ الْوَسْوَاسِ بِالنِّسْبَةِ لَهُ.

Bu konuya takıntılı olmak, onun için bir tür saplantı haline geldi.

لَدَيْهِ فِكْرَةٌ ثَابِتَةٌ عَنْ آرَائِهِ السِّيَاسِيَّةِ وَلَا يَسْتَمِعُ إِلَى أَحَدٍ.

Politik görüşleri hakkında bir saplantısı var ve kimseyi dinlemiyor.

Ayrıca: هَاجِس

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler