savaşçı

اخْتَرَقَ الْمُقَاتِلُ الشُّجَاعُ خُطُوطَ الْعَدُوِّ.

Cesur savaşçı, düşman hatlarını yardı geçti.

فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ الْمُحَارِبُونَ يَسْتَخْدِمُونَ السُّيُوفَ وَالدُّرُوعَ.

Eski çağlarda savaşçılar, kılıç ve kalkan kullanırlardı.

يُعْتَبَرُ الْمُجَاهِدُ رَمْزاً لِلتَّضْحِيَةِ وَالْفِدَاءِ فِي سَبِيلِ الْوَطَنِ.

Mücahit, vatan uğruna fedakarlık ve özveri sembolü olarak kabul edilir.

Ayrıca: جُنْدِيّ

İlişkili Kelimeler