sayrı

كُنْتُ مَرِيضًا جِدًّا بِالْأَمْسِ، لِذَلِكَ لَمْ أَسْتَطِعِ الذَّهَابَ إِلَى الْمَدْرَسَةِ.

Dün çok sayrıydım, bu yüzden okula gidemedim.

الرَّجُلُ الْعَجُوزُ عَلِيلٌ جِدًّا وَيَحْتَاجُ إِلَى رِعَايَةٍ.

Yaşlı adam çok sayrı ve bakıma muhtaç.

يَبْدُو الطِّفْلُ سَقِيمًا، يَجِبُ أَنْ نَأْخُذَهُ إِلَى الطَّبِيبِ.

Bebek sayrı görünüyor, doktora götürmeliyiz.

İlişkili Kelimeler