تَسَبَّبَتْ رُعُونَتُهُ فِي وُقُوعِ الْحَادِثِ، نَحْنُ آسِفُونَ جِدًّا.
Dikkatsizliği kazaya sebebiyet verdi, çok üzgünüz.
تَسَبَّبَتْ رُعُونَتُهُ فِي وُقُوعِ الْحَادِثِ، نَحْنُ آسِفُونَ جِدًّا.
Dikkatsizliği kazaya sebebiyet verdi, çok üzgünüz.
تَسَبَّبَ سُوءُ الفَهْمِ فِي جِدَالٍ كَبِيرٍ.
Yanlış anlaşılma büyük bir tartışmaya sebebiyet verdi.
سَيُؤَدِّي هَذَا القَرَارُ إِلَى العَدِيدِ مِنَ التَّطَوُّرَاتِ الإِيجَابِيَّةِ.
Bu karar, birçok olumlu gelişmeye sebebiyet verecek.