sebebiyet vermek

تَسَبَّبَ الْإِهْمَالُ فِي نُشُوبِ حَرِيقٍ، مِمَّا أَدَّى إِلَى أَضْرَارٍ جَسِيمَةٍ.

Dikkatsizlik yangına sebebiyet verdi, büyük hasar oluştu.

أَدَّتِ الْأَمْطَارُ الْغَزِيرَةُ إِلَى كَارِثَةِ الْفَيَضَانَاتِ.

Aşırı yağışlar sel felaketine sebebiyet verdi.

أَفْضَى الْقَرَارُ الْخَاطِئُ إِلَى مَشَاكِلَ كَبِيرَةٍ.

Yanlış karar büyük sorunlara sebebiyet verdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler