تَسَبَّبَ ارْتِفَاعُ الْأَسْعَارِ فِي اسْتِيَاءٍ كَبِيرٍ بَيْنَ النَّاسِ.
Fiyatlardaki artış, insanlar arasında büyük bir hoşnutsuzluğa sebep oldu.
تَسَبَّبَ ارْتِفَاعُ الْأَسْعَارِ فِي اسْتِيَاءٍ كَبِيرٍ بَيْنَ النَّاسِ.
Fiyatlardaki artış, insanlar arasında büyük bir hoşnutsuzluğa sebep oldu.
التَّدْخِينُ قَدْ يَتَسَبَّبُ فِي سَرَطَانِ الرِّئَةِ.
Sigara içmek akciğer kanserine sebep olabilir.
أَدَّى حَادِثُ الْمُرُورِ إِلَى تَأْخِيرٍ كَبِيرٍ.
Trafik kazası büyük bir gecikmeye sebep oldu.
Ayrıca: أَفْضَى إِلَى
أَدَّى، تَسَبَّبَ، أَحْدَثَ، أَوْقَعَ