seslenmek

نَادَى الرَّجُلُ صَدِيقَهُ مِنْ بَعِيدٍ.

Adam, uzaktan arkadaşına seslendi.

خَاطَبَ الْمُعَلِّمُ طُلَّابَهُ بِلُطْفٍ.

Öğretmen, öğrencilerine nazikçe seslendi.

صَعِدَ السِّيَاسِيُّ إِلَى الْمَسْرَحِ لِيَتَكَلَّمَ إِلَى الْحَشْدِ.

Politikacı, kalabalığa seslenmek için sahneye çıktı.

İlişkili Kelimeler