seviye

كُلَّمَا ارْتَفَعَ مُسْتَوَى التَّعْلِيمِ، ازْدَادَ مُسْتَوَى رَفَاهِيَةِ الْمُجْتَمَعِ أَيْضًا، لِأَنَّ الْوَعْيَ يَزْدَادُ.

Eğitim seviyesi yükseldikçe, toplumun refah düzeyi de artar, çünkü bilinç artar.

دَرَجَةُ صُعُوبَةِ هَذَا الِامْتِحَانِ عَالِيَةٌ جِدًّا، لِذَلِكَ مِنَ الضَّرُورِيِّ الِاسْتِعْدَادُ جَيِّدًا.

Bu sınavın zorluk seviyesi oldukça yüksek, bu yüzden iyi hazırlanmak gerekiyor.

مَرْتَبَة — مَرَاتِب

أَخِي يَعْمَلُ جَيِّدًا فِي الشَّرِكَةِ، وَلِذَلِكَ أَخَذَ مَرْتَبَةً أَعْلَى مِنْ زُمَلَائِهِ.

Kardeşim şirkette iyi çalışıyor, bu yüzden arkadaşlarından daha yüksek bir seviyeye geldi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler