بَدَأَتِ الْأَشْجَارُ فِي الْغَابَةِ تَتَخَلْخَلُ بِسَبَبِ الْحَرَائِقِ.
Ormandaki ağaçlar yangınlar yüzünden seyrekleşmeye başladı.
بَدَأَتِ الْأَشْجَارُ فِي الْغَابَةِ تَتَخَلْخَلُ بِسَبَبِ الْحَرَائِقِ.
Ormandaki ağaçlar yangınlar yüzünden seyrekleşmeye başladı.
شَعْرِي يَتَبَاعَدُ كُلَّمَا تَقَدَّمْتُ فِي الْعُمُرِ.
Saçlarım yaşlandıkça seyrekleşiyor.