أَثَّرَ فِيَّ كَثِيرًا الإِيحَاءُ فِي نَظَرَاتِهِ.
Onun bakışlarındaki sezdiri, beni çok etkiledi.
أَثَّرَ فِيَّ كَثِيرًا الإِيحَاءُ فِي نَظَرَاتِهِ.
Onun bakışlarındaki sezdiri, beni çok etkiledi.
كَانَ التَّلْمِيحُ فِي حَدِيثِهِ يَدُلُّ عَلَى خُطُورَةِ الأَمْرِ.
Konuşmasındaki sezdiri, olayın ciddiyetini gösteriyordu.
كَانَتِ الإِشَارَةُ فِي سُلُوكِيَّاتِهِ تَكْشِفُ أَنَّهُ يُخْفِي شَيْئًا.
Davranışlarındaki sezdiri, bir şeyler sakladığını ortaya koyuyordu.