silahlamak

خَصَّصَتِ الْحُكُومَةُ مِيزَانِيَّةً كَبِيرَةً لِتَسْلِيحِ الْجَيْشِ بِأَحْدَثِ الْأَسْلِحَةِ.

Hükümet, orduyu en modern silahlarla silahlamak için büyük bir bütçe ayırdı.

مِنَ الضَّرُورِيِّ تَجْهِيزُ الْجُنُودِ بِالسِّلَاحِ جَيِّدًا قَبْلَ إِرْسَالِهِمْ إِلَى الْحَرْبِ.

Askerleri savaşa göndermeden önce onları iyi bir şekilde silahlamak gerekiyor.

تَحْظُرُ الِاتِّفَاقِيَّاتُ الدَّوْلِيَّةُ عَلَى بَعْضِ الدُّوَلِ تَزْوِيدَ الْجَمَاعَاتِ الْإِرْهَابِيَّةِ بِالسِّلَاحِ.

Uluslararası anlaşmalar, bazı ülkelerin terörist grupları silahlamasını yasaklıyor.

İlişkili Kelimeler