silikleşmek

تَلَاشَتِ الْكِتَابَاتُ الْقَدِيمَةُ مَعَ مُرُورِ الْوَقْتِ وَأَصْبَحَتْ غَيْرَ قَابِلَةٍ لِلْقِرَاءَةِ.

Eski yazılar zamanla silikleşti ve okunamaz hale geldi.

بَدَأَتِ الْأَلْوَانُ تَبْهَتُ فِي ضَوْءِ الشَّمْسِ.

Güneş ışığında renkler silikleşmeye başladı.

أَصْبَحَتِ الْأَلْوَانُ فِي الصُّورَةِ بَاهِتَةً مَعَ مُرُورِ الْوَقْتِ وَفَقَدَتْ حَيَوِيَّتَهَا.

Resimdeki renkler zamanla silikleşti ve canlılığını yitirdi.

Ayrıca: خَفَتَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler