statik

يَبْدُو التَّرْكِيبُ فِي هَذِهِ الصُّورَةِ سَاكِناً جِدّاً.

Bu resimdeki kompozisyon çok statik duruyor.

يَمُرُّ الِاقْتِصَادُ بِفَتْرَةٍ رَاكِدَةٍ.

Ekonomi statik bir dönemden geçiyor.

ظَلَّ الْجِسْمُ غَيْرَ مُتَحَرِّكٍ رَغْمَ تَأْثِيرِ الْقُوَّةِ عَلَيْهِ.

Kuvvet uygulanmasına rağmen cisim statik kaldı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler