sulamak

يَسْتَيْقِظُ الْبُسْتَانِيُّ مُبَكِّراً كُلَّ صَبَاحٍ لِيَسْقِيَ الزُّهُورَ.

Bahçıvan her sabah çiçekleri sulamak için erkenden kalkar.

يَجِبُ عَلَى الْمُزَارِعِ أَنْ يَرْوِيَ حَقْلَهُ بِانْتِظَامٍ، وَإِلَّا فَإِنَّ الْمَحَاصِيلَ سَتَجِفُّ.

Çiftçi tarlasını düzenli olarak sulamak zorunda, aksi takdirde ürünler kurur.

هَذَا النَّهْرُ لَدَيْهِ مَا يَكْفِي مِنَ الْمَاءِ لِإِرْوَاءِ الْمِنْطَقَةِ بِأَكْمَلِهَا.

Bu nehir tüm bölgeyi sulamak için yeterli suya sahip.

İlişkili Kelimeler