طِلَّسْم — طَلَاسِم
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ النَّاسُ يَحْمِلُونَ الطَّلَاسِمَ لِحِمَايَةِ أَنْفُسِهِمْ.
Eski zamanlarda insanlar, kendilerini korumak için tılsımlar taşırlardı.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ النَّاسُ يَحْمِلُونَ الطَّلَاسِمَ لِحِمَايَةِ أَنْفُسِهِمْ.
Eski zamanlarda insanlar, kendilerini korumak için tılsımlar taşırlardı.
يَحْمِلُ بَعْضُ النَّاسِ تَمَائِمَ لِحِمَايَتِهِمْ مِنَ الْعَيْنِ.
Bazı insanlar, nazardan korunmak için üzerlerinde tılsım taşırlar.
يَعْتَقِدُ الْبَعْضُ أَنَّ التَّعْوِيذَةَ تَجْلِبُ الْحَظَّ السَّعِيدَ.
Bazıları tılsımın iyi şans getirdiğine inanır.
Ayrıca: حِرْز، سِحْر
تَعْوِيذ، عُوذَة