tırmanmak

بَذَلَ الطِّفْلُ جُهْدًا كَبِيرًا لِتَسَلُّقِ الشَّجَرَةِ.

Çocuk, ağaca tırmanmak için büyük bir çaba sarf etti.

صَعِدَ الرَّجُلُ الدَّرَجَ بِسُرْعَةٍ وَصَعِدَ إِلَى الْأَعْلَى.

Adam, merdivenleri hızla tırmanarak yukarı çıktı.

تَزَايَدَتْ أَرْبَاحُ الشَّرِكَةِ بِشَكْلٍ كَبِيرٍ مُقَارَنَةً بِالْعَامِ الْمَاضِي.

Şirketin kârı, geçen yıla göre önemli ölçüde tırmandı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler