taş

حَجَر — أَحْجَار

كَانَ تَنْظِيفُ الْأَحْجَارِ الْكَبِيرَةِ فِي الْحَدِيقَةِ صَعْبًا لِلْغَايَةِ، لِأَنَّهَا كَانَتْ ثَقِيلَةً جِدًّا وَلَمْ أَسْتَطِعْ تَحْرِيكَهَا.

Bahçedeki büyük taşları temizlemek çok zor oldu, çünkü çok ağırdılar ve hareket ettiremedim.

صَخْر — صُخُور

جَلَسَ الْأَوْلَادُ عَلَى صَخْرَةٍ كَبِيرَةٍ بِجَانِبِ النَّهْرِ وَأَكَلُوا طَعَامَهُمْ.

Çocuklar nehrin yanındaki büyük bir taşın üzerine oturup yemeklerini yediler.

وَجَدَ الطِّفْلُ حَصَاةً صَغِيرَةً عَلَى الشَّاطِئِ.

Çocuk sahilde küçük bir taş buldu.

İlişkili Kelimeler