taşralı

كَانَ مِنَ الْوَاضِحِ مِنْ كُلِّ مَظَاهِرِهِ أَنَّهُ رِيفِيٌّ، فَمَلَابِسُهُ وَطَرِيقَةُ كَلَامِهِ كَانَتْ مُخْتَلِفَةً جِدًّا.

Taşralı olduğu her halinden belliydi, giyimi ve konuşması çok farklıydı.

كَانَتِ الدِّرَاسَةُ فِي مَدِينَةٍ كَبِيرَةٍ فُرْصَةً عَظِيمَةً لَهُ كَشَابٍّ مِنَ الْأَرْيَافِ.

Taşralı bir genç olarak büyük şehirde okumak onun için büyük bir fırsattı.

İlişkili Kelimeler