لَمْ يَعُدْ لَدَى الرَّجُلِ الْعَجُوزِ طَاقَةٌ لِصُعُودِ الدَّرَجِ.
Yaşlı adamın merdivenleri çıkmaya takati kalmamıştı.
لَمْ يَعُدْ لَدَى الرَّجُلِ الْعَجُوزِ طَاقَةٌ لِصُعُودِ الدَّرَجِ.
Yaşlı adamın merdivenleri çıkmaya takati kalmamıştı.
لَمْ يَكُنْ لَدَيْهِ قُوَّةٌ لِلْوُقُوفِ بَعْدَ الْجِرَاحَةِ.
Ameliyattan sonra ayağa kalkacak takati yoktu.